Cinsel Saldırılarla İlgili Medyada Yer Alan Haberlere Yönelik Basın Açıklaması

Basına ve Kamuoyu’na

Son günlerde, cinsel saldırılarla ilgili medyada yer alan haberlerin, sıklıkla eril bir dil kullanılarak yazıldığı, birey ve toplum ruh sağlığı açısından tehlike oluşturabilecek unsurlar içerdiği gözlenmektedir.

Cinsel saldırı durumlarında medyanın takındığı tavır, hem saldırıya maruz kalan bireyin ruh sağlığını etkilemesi, hem de toplumun cinsel saldırı olaylarına bakışını şekillendirmesi açısından çok önemlidir.

Cinsel saldırıya maruz kalmış bir bireyin kimlik bilgilerini deşifre edecek şekilde yayın yapılması en başta kişilerin güvenliğini tehdit eder. Saldırgan ve saldırıya maruz kalan kişinin yakın çevresinde öfke, intikam gibi duyguların kontrolünü zorlaştırarak, yeni ve farklı saldırılara davetiye çıkarabilir.

Cinsel saldırılarda, saldırganların eylemlerini din, mezhep, cinsel kimlik, cinsel yönelim, giyim, yaşam biçimi argümanları aracılığıyla meşrulaştırma çabalarına sıklıkla şahit oluruz. Saldırıya maruz kalan kişinin herhangi bir ruhsal bozukluğu olduğu, psikiyatrik ilaç kullandığı ya da yatarak tedavi gördüğü şeklindeki ifadeler, ruhsal açıdan zorlanması olan bireyin ruhsal hastalıkla damgalanmasına neden olarak bireye zarar verir. Ayrıca tecavüze uğramasının meşru ya da beklenen bir durum olduğu şeklinde yoruma açık bir algı da yaratabilir.  Cinsel saldırı herhangi bir nedenle meşrulaştırılamaz.

Toplumsal cinsiyet rollerine yönelik tutumların kadın açısından dezavantajlı olduğu toplumlarda kadına yönelik cinsel saldırıya toplumun bakışı genellikle örtbas edici ya da suçlayıcı niteliktedir. “Bu saldırıyı yaşamak için bu kadın ne yapmış olabilir?’ sorusu kişilerin güvenlik ihtiyacının bir parçası olarak zihinlerde “Böyle bir olay yaşamamak için ne yapmamalıydı?” sorusuna dönüşürken; konuyu asıl tehlike olan saldırgandan uzaklaştırır. Saldırıya maruz kalan kişinin günlük yaşamının sorgulanmasına ve saldırıya maruz kalmasına neden olabilecek herhangi bir gerekçe arayışına iter. Saldırganın sınırsızlığını değil, saldırıya maruz kalan kişinin yaşantısını sorgulatarak okuyucuların düşünce sürecini etkilemeye çalışan haber ve yazılar hem bireyi yeniden örseler, hem de cinsel saldırıların meşrulaştırılmasına katkıda bulunur.

Cinsel saldırı sonrası travmatik yaşantının doğrudan sonucu olan tepkilerin gerilemesi ve iyilik halinin yeniden inşası oldukça zorlu bir süreçtir. Bu sürecin sağlıklı biçimde gerçekleşmesi için destekleyici yönde toplumsal tepki, destek sistemlerinin varlığı ve adaletin sağlanması çok önemlidir.

Tüm bu bilgiler ışığında, medya kuruluşlarını ve gazetecileri, haberlerin  “devam eden ağır travmatik” süreçlerle ilişkisi göz önünde bulundurularak; gazetecilik etik ilkeleri doğrultusunda özenli bir haber dili kullanmaya davet ediyor; haber içeriklerinin cinsiyetçi yaklaşımlardan arındırılmasını talep ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Türkiye Psikiyatri Derneği Kadın Ruh Sağlığı Çalışma Birimi