TPD 51. UPK Basın Toplantısı: İntiharın en sık görülen nedenlerinden olan depresyon ve tedavisi

 

TPD 51. Ulusal Psikiyatri Derneği Basın Toplantısı

İntiharın En Sık Görülen Nedenlerinden Olan Depresyon ve Tedavisi

·      İntihar girişimi olan veya intihar eden tüm hastaların yaklaşık %95’inde ruhsal bozukluk tanısı vardır. Bu rakamın yüzde 80 kadarı depresyon, yüzde 10 kadarı şizofreni ve yüzde 5 kadarı demans veya deliryumdur.

·      30 yaşın altındakilerde intihar ile ilgili stres etkenleri; ayrılma, reddedilme, işsizlik ve hukuki sorunlardır, hastalık stresi etkenleri çoğunlukla 30 yaş üstü intiharlar arasında sıktır.

·      Duygudurum bozuklukları (depresyon ve bipolar bozukluk) intiharla en ilişkili olanlardır. İntihar kurbanlarının yaklaşık yüzde 60 ile 70 kadarı ölümleri sırasında önemli derecede depresyondadırlar. Bipolar bozukluk olan kişilerin arasında intihar nedeniyle yaşam boyu ölüm riski yaklaşık yüzde 15 ile 20 kadardır.

·      Depresyon olan hastalar; ileri dönemde değil, daha erken dönemlerde intihara kalkışmaktadır.

·      Depresif kadınlara kıyasla depresif erkek daha fazla intihar girişiminde bulunmaktadır ve eğer bekâr, boşanmış, dul veya sevdiği birinden ayrılmışsa depresif kişilerin kendilerini öldürme riski artmaktadır. Toplumda intihar eden depresif bozukluk hastaları genelde orta yaşlı veya yaşlıdır.

Depresyon Yeti Yitimi Açısından Çok Önemli Bir Bozukluktur

 

Dünya Genelinde 2030 Yılı İçin Tahmini Yeti Yitimine Ayarlanmış Yaşam Yılı (DALY) Kaybının Önde Gelen Sebepleri (Belirtilen hastalık ya da zedelenmedeki DALY, o hastalık ya da zedelenmeye bağlı oluşan erken ölüm ve sakatlıklar nedeniyle, genel nüfusa kıyasla kaybedilen yaşam yıllarının toplamıdır)

1. HIV/AIDS
2. Tek Uçlu Depresif Bozukluk
3. İskemik Kalp Hastalıkları
4. Kara Yolu Trafik Kazaları
5. Perinatal Durumlar
6. Serebrovasküler Hastalıklar
7. Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı
8. Alt Solunum Yolu Enfeksiyonları
9. Erişkin Başlangıçlı Duyma Kaybı
10. Katarakt

Depresyon Belirtileri

·      Depresif duygudurum ilgi veya istek kaybı depresyonun temel belirtileridir.

·      Hastalar hüzünlü, umutsuz, kederli veya değersiz hissettiklerini ifade edebilirler. Bir hasta için depresif duygudurumun genellikle normal üzüntü veya kederden farklı bir özelliği vardır. Hastalar depresif belirtiyi genellikle acı veren duygusal bir durum olarak tanımlar ve bazen de ağlayamama durumundan şikayet ederler.

·      Tüm depresif hastaların yaklaşık üçte ikisi intiharı düşünür ve % 10 ila 15’i ise intihar eder. 

·      Bazı depresif hastalar bazen depresyonlarından habersiz görünürler ve aile, arkadaşlar ve daha önce ilgilerini çeken aktivitelere karşı ilgilerini kaybetmiş olmalarına rağmen duygudurumdaki bozulmadan yakınmazlar.

·      Hemen hemen bütün depresif hastalar (% 97) enerji azlığından şikayet eder; iş ve okul performansları bozulmuştur. İşleri bitirmekte güçlük çekerler ve yeni projelere başlama konusunda isteksizdirler. 

·      Hastaların yaklaşık % 80i uyku bozukluğundan, özellikle sabah erken uyanmaktan ve gece boyu uykuda bölünmelerden yakınırlar.

·      Çok sayıda hastada iştah ve kilo kaybı olur,

·      Ancak bazı hastalarda iştah artışı ve kilo alımı olur ve normalden daha fazla uyurlar. Bu hastalar atipik özellikler taşıyan hastalar olarak sınıflandırılır.

·      Depresyonun sık bir belirtisi olan kaygıdır. Bu tüm depresif hastaların % 90 kadarını etkiler.

·      Gıda alımı ve istirahatle ilgili değişiklikler diyabet, hipertansiyon, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve kalp hastalığı gibi eşlik eden tıbbi hastalıkları tetikleyebilir.

·      Bunun yanı sıra kanama düzensizlikleri ve cinsel aktiviteye karşı isteğin ve performansın azalmasını görülebilir.

·      Kaygı (anksiyete) (panik ataklar), alkol kötüye kullanımı ve somatik yakınmalar (örneğin kabızlık ve baş ağrıları) genellikle depresyon tedavisini karmaşık hale getirir.

·      Tüm hastaların yaklaşık % 50 si belirtilerde sabahleyin artma ve akşamları ise azalma biçiminde diurnal bir seyir tanımlar.

·      Bilişsel belirtiler, öznel odaklanma güçlüğünü ve düşünmedeki bozuklukları kapsar.

Depresyonda Tedavi

·      Depresyonu olan hastaların tedavisi birçok hedefe yönelik olmalıdır.

·      Öncelikle hastanın güvenliği sağlanmalıdır.

·      İkinci adım hastanın tam bir tanısal değerlendirmeden geçirilmesidir.

·      Üçüncü olarak da sadece acil belirtiler için değil uzun dönem hastanın iyilik halini sağlayacak tedavi planlamasının başlatılmasıdır.

·      Güncel tedavi yaklaşımlarında farmakoterapi ve psikoterapi birlikte kullanılmaktadır.

·      Bunun yanı sıra hastalar ve aileleri tedavi stratejileri konusunda eğitilmelidir.

·      Bazı hastaların hastaneye yatırılmaları gerekir. Hastaneye yatış intihar ve başkasına zarar verme riski, yeme ve barınma yetisini kaybetme ve ayrıntılı tanıya ihtiyaç duyulması gibi riskleri olan hastalarda önceliklidir.

·      Depresyonda en iyi ve en etkili tedavi ilaç tedavisi ve psikoterapidir.

·      Günümüzde çok sayıda farklı etki mekanizmalarını kullanan antidepresan ilaç mevcuttur.

·      Depresyonda üç tip psikoterapi türü on plana çıkmaktadır. Bunlar; bilişsel terapi, kişilerarası terapi ve davranışçı terapidir.

Bunun yanı sıra kullanılan başka yöntemler ise transkraniyel manyetik uyarım, elektrokonvülsif terapi, vagal sinir uyarımı, uyku deprivasyonu ve fototerapidir.


Prof. Dr. Ali Bozkurt 

 

Duygudurum Bozuklukları Çalışma Birimi